Uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra Cisco Türkiye ‘nin yeni Genel Müdürü olarak ülkemize dönen Ümit Cinali ile, ileriye yönelik hedeflerini, CIO’ların gittikçe önem kazanan rollerini, teknolojiyi ve iş-özel hayat dengesi dahil pek çok konuyu konuştuk...
Kısa bir süre önce Cisco Türkiye’nin yeni Genel Müdürü oldunuz, ileriye dönük hedefleriniz nelerdir?
Cisco Türkiye Genel Müdürü olarak, hedeflerimden biri Türkiye pazarındaki tüm segmentlerin Cisco’nun sunduğu kapsamlı çözümlerinden haberdar olmasını sağlamak. Ağ teknolojileri konusunda dünya lideri olan Cisco, sunduğu etkileyici ürün portföyü ile kişilerin bağlanma, birbirleriyle iletişim kurma ve işbirliği yapma şekillerini dönüştürüyor. Her gün yeni bir şey öğreniyorum ve görüyorum ki müşterilerimizin ihtiyaçlarını tanımlamak büyük önem taşıyor. Cisco mutlaka bu ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor.
Bilişim ve iletişim teknolojilerinin adaptasyonu ve büyümesi, Türkiye’nin gelişimi ve küresel rekabet gücü için büyük önem taşıyor. Ekibimiz, kanal ortaklarımızla birlikte, bilişim ve iletişim teknolojilerinin ve uygulamalarının faydalarını firmalara ve kamu sektörüne anlatma konusunda öncülük yapıyor. Kapsamlı ve dönüşümsel çözümleri anlattığımız sunumlarda yer almaktan büyük keyif alıyorum. Söz konusu dönüşüm projelerinin bazıları çok önemli ve yaşama, çalışma ve öğrenme şekillerimizi geliştirmemize yardım edecek.
İşimizin büyük kısmını yetkili Cisco iş ortaklarından oluşan bir ağ aracılığı ile yapıyoruz; Türkiye’de de aynı iş yapış modelini uyguluyoruz. İş ortaklarımızı, Cisco’nun bir uzantısı, bir parçası olarak görüyoruz. İş ortaklarımızı yakından izliyorum ve iş ortağı ekosisteminin yetkinliklerini sürekli takip ediyorum. İş ortaklarımızın uzmanlık alanları ve hizmet verdikleri pazarlar müşterilerimize yönelik kapsamlı çözümler portföyü oluştururken kritik önem taşıyor. Yetkin bir ekosistem ile, teknolojilerimizi yaratıcı bir şekilde uygulayarak en talepkar uygulamaların ihtiyaçlarını ve daha fazlasını karşılıyoruz.
Türkiye’de bilişim sektörünü ve gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Günümüz CIO’larının şirketlerin stratejik yönetimindeki artan rolleri konusunda neler düşünüyorsunuz?
Teknolojinin kullanımı açısından değerlendirildiğinde Türkiye çok ilginç bir ülke. Bazı alanlarda teknolojinin kullanımı konusunda geç kalınmış olsa da finans gibi bazı sektörlerde teknoloji ana stratejilerden biri olarak öne çıkıyor. Benzer Gayri Safi Yurtiçi Hâsılaya sahip ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye’deki bilişim ve iletişim teknolojilerine yapılan harcamanın oldukça düşük seviyelerde kaldığını söyleyebiliriz. Son yaşanan küresel krizin de etkisiyle birlikte sıralamada da biraz daha geriye gittiğimizi belirtmeliyiz.
Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ülkenin gelişimindeki rolünü vurgulamaya çalışıyoruz. Genişbant, ülke ve vatandaşlarının gelişimi ve rekabet gücünü artırmak için yadsınamaz bir gereklilik. Genişbant hızının artırılması ve kişi başına düşen kullanımın yükselmesi Gayri Safi Milli Hâsılanın büyümesi ve işsizliğin azaltılması ile direkt bir korelâsyona sahip. Merkezi ve yerel yönetimleri bilgi ve iletişim teknolojilerinin faydalarından yararlanmaları ve bantgenişliğinin artırılması ile belirli hedefler doğrultusunda kullanımın yaygınlaştırılmasına yönelik adımlar atmaları için teşvik etmeye çalışıyoruz.
Günümüzde birçok iş alanında şirketler sunduklarında farklılık yaratmak ve verimliliği artırmak için büyük ölçüde teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle CIO’ların yönetim kurulundaki masada etkin biçimde yerini alması gerekiyor. Üst yönetimler ve hissedarlar teknolojinin güçlü bir araç olduğunu anladıkça CIO’ların direkt CEO’lara raporlama yaptığını görüyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi hükümetin vatandaşlara gelişmiş hizmetler sunabilmek için teknolojinin gelişimine destek vermesiyle kamu sektöründeki CIO’lar için de benzer gelişmelerin yaşanacağını ümit ediyoruz.
CIO’lar gerçekten zor bir görev üstleniyor. Kurumsal stratejiye katkı sağlamak amacıyla günlük talepleri dengelemek zorunda kalıyorlar. Bu kapsamda CTO’ların da rolü kritik önem taşıyor. Uzun dönemli başarı için CTO vizyonu ve BT organizasyonu uyumu ve yaklaşımları da son derece önemli. Her iki pozisyon da teknolojileri iyi bilen pazar ve değer zincirlerindeki işleyişi anlayan kişiler gerektiriyor.
Probil-Cisco iş ortaklığı konusunda neler söylemek istersiniz?
Cisco’nun lider iş ortaklarından biri olan Probil’in bu liderliğini belirli uzmanlıklar alanında ehil kadrosu ile Türkiye sınırları dışına da taşıyacağını düşünüyorum. Probil, belirli uzmanlıkları gerektiren zorlu gelişmiş teknolojiler konusunda Cisco ile birlikte birçok ilke imza atmayı başardı. Kısa zaman önce tanıma fırsatı bulduğum Probil’in yönetim ve teknik kadrosunun kalitesi gerçekten çok üst düzeyde. Kolay anlaşılabilir, açık bir stratejiye sahip ve kabul ettikleri değerlere sadık bir ekip var.
Cisco ürün ve hizmetlerini kullanarak sektörünün lider çözümlerini yaratabilmeye odaklanmış olan yaklaşık 40 kişilik Cisco sertifikalı mühendis kadrosuna sahipler. Türkiye’de ilk Silver sertifikasına sahip iş ortağı olmayı başaran Probil yakın zaman önce Cisco’nun en üst seviye olan Gold sertifikalı iş ortağı konumuna yükseldi. Gold sertifikalı iş ortağı olma sürecinde Probil’in kalite ve yetkinlik alanında Cisco’ya sunduğu performansın kısa süre içerisinde pazar tarafından da farkına varılacağına inanıyorum.
Probil’in ağ teknolojileri konusunda Cisco’yu tercih ediyor olması bizim için çok önemli. Bu ortaklık her iki şirkete de güç katıyor. İşbirliğimizin önümüzdeki yıllarda genişleyerek devam etmesini ümit ediyoruz.
Uzun yıllardır yurtdışında yaşıyordunuz, Türkiye’ye dönme kararını nasıl verdiniz? İstanbul’da yaşamaya alıştınız mı? Dönüşünüzde sizi en çok etkileyen, gözlediğiniz değişim ne oldu?
Her ne kadar uzun yıllar deniz aşırı bir ülkede yaşamış olsam da Türkiye ile bağlantılarımı hiç koparmadım. Çalışma hayatıma Türkiye’de başladım ve PTT’ye iletişim altyapısı donanımları sağladım. Daha sonra ABD’de çalışmaya başladım. Tüm iş hayatımda teknoloji sektöründe yer aldım. Ülkeme geri dönüş kararı almamda Türkiye’deki büyüme fırsatları ve ailem etkili oldu.
İstanbul’a uyum sağlama konusunda problem yaşamadım. Birçok farklı ülkede farklı kültürlerde yaşadığımdan kendimi esnek biri olarak nitelendirebilirim. Yemeklerin yanı sıra hoşça vakit geçirecek birçok yeri keşfediyoruz. Listemize aldıklarımızın arasına her geçen ay yenileri ekleniyor.
Cisco muhteşem bir şirket. Neşeli ve yetenekli bir takım ile çalışıyor olmaktan büyük zevk alıyorum. Buna ek olarak iş ortaklarımız ve müşterilerimizle ilgileniyor olmak da bana keyif veriyor. Gerçekten çok inovatifler ve pazarın dinamiklerini iyi biçimde kavrıyorlar. Ekonominin dinamizmi ve birçok farklı sektörde yaşanan gelişimin hızı beni heyecanlandırıyor. Daha alınması gereken çok yol olsa da yapılacak deregülasyonlar ve küresel ekonomiye entegrasyonla birlikte hızlı bir gelişimi yakalayabileceğimize inanıyorum.
İş - özel hayat dengesini kurabildiğinizi düşünüyor musunuz? (Evetse bunu nasıl başarıyorsunuz?)
Gerçekten eğlenebildiğim için çalışmak benim en büyük hobim. Müşterilerin iş yaklaşımını anlamak, çözümler tasarlamak ve başarılarını izlemek bence paha biçilemez. Ayrıca başkalarının hayatlarına katkıda bulunuyor olmak da beni mutlu ediyor. Bu ister genç bir iş arkadaşıma rehberlik etmek, isterse ülkemizde eğitimde fırsat eşitliği sağlayabilecek sistemlerin geliştirilmesine katkıda bulunmak olsun, bana büyük motivasyon sağlıyor.
Her ne kadar ben boş zamanlarımı okumak ve internette gezinmekle geçirmeyi yeğlesem de ailem beni iş dışındaki etkinliklere yöneltiyor. Böylelikle özellikle hafta sonları birçok sosyal etkinliğe katılıyorum. İş ve özel hayat dengesi benim için hiçbir zaman mesele olmadı. Çünkü ben iş ve özel hayatı birbiriyle ilintili olarak görüyorum ve Cisco’nun işbirliği teknolojileri de her zaman ve her yerden erişim sağladığından bence iş ve özel hayat daha entegre olabiliyor.
Tatillerinizi nasıl geçiriyorsunuz? En son gittiğiniz seyahati bizimle paylaşır mısınız?
Bundan birkaç yıl önce bir karar vererek her yıl deniz aşırı ülkelere seyahat etmeye başlamıştık. Ancak daha sonra Türkiye’nin keşfedilmeyi bekleyen çok güzel yerleri ve deneyimlemekten keyif duyacağımız çok farklı gelenekleri olduğunun farkına vardık. Şimdi bir yandan Türkiye’nin çeşitli yörelerini keşfetmeyi planlarken, diğer yandan da uzatılmış hafta sonu tatillerinde bölgemizdeki Avrupa ülkelerinin şehirlerinde vakit geçiriyoruz.
Son yaptığımız en önemli seyahatimiz Filipinler ve Hong Kong’a olmuştu. Bu, o bölgeye yaptığımız ilk geziydi. Filipinler’in bembeyaz kumsalları çok keyifliydi. Hong Kong ise bizi kültür, insanların yakınlığı, temizlik ve ucuz alışveriş olanakları gibi birçok açıdan etkiledi.
Teknolojiyle aranız nasıl? Size göre son yüzyılın en önemli icadı nedir? “Keşke ..... icat edilseydi de hayatımızı kolaylaştırsaydı” dediğiniz bir şey var mı?
Teknolojiye adaptasyon konusunda ünlü yönetim danışmanı Geoffrey Moore’un nitelemesiyle kendimi “İlk Çoğunluktan” yani yeni bir teknoloji ilk çıktığında hemen deneyenlerden değil de kanıtlanmış çözümü bekleyenlerden olarak görüyorum. Öte yandan teknolojiyi iyi kullanan bir birey olduğumu da belirtmeliyim. Belirli teknolojilerin hangi alanlara uygulanabileceğini görebilmek gibi bir yeteneğim olduğuna da inanıyorum. Kişisel cihazlar konusunda ise satın almadan önce uzun süre araştırma yaptığımı, son derece titiz ve teknik özelliklere önem veren bir kişi olmam nedeniyle de iyi satın almalar yaptığımı söylemeliyim.
İlk çalıştığım şirkette, mobil bilgisayar ve iletişim alanında birçok ilke imza attık. Bir fikri yaratmak ve daha da ötesinde bunu hayata geçirebilmek ve nasıl çalıştığını görmek gerçekten çok keyif verici bir deneyim.
Uygulamalarınızın bıraktığınız yerde durduğu, her an ihtiyaç duyduğunuzda erişebildiğiniz kesintisiz bir iletişimin olduğu bir dünya gerçekten çok harika olacaktır. Bu fikri bence Cisco için saklamalıyım.
Çok teşekkür ederiz...