Bu ayki konuğumuz karikatür sanatının önemli isimlerinden biri: PİYALE MADRA (Eylül 2010) 
 
 
Bu ayki konuğumuz, çizdiği karikatürlerle yaşam sevincimizi körükleyen Türk karikatüristlerimizden Piyale Madra.  Piyale Madra ortaöğrenimini Ankara’ da tamamladı ve 1974 yılında  Fransa'ya giderek eğitimini Grenoble'daki Ecole des Beaux-Arts'da sürdürdü. 1977'de D.G.S.A. Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksekokulu Grafik Bölümü'nü bitirdi ve daha sonra grafik çalışmalarını 1981'de Stokholm'de sürdürdü. Biz kendisini önce "Piknik" çizgi bantlarıyla tanıdık. Piknik 1982'de Milliyet'te başladı ve ardından yaklaşık 10 yıl boyunca Cumhuriyet'te yayınlandı. Daha sonra kitap haline geldi. 1992'de ise Türkçe ve İngilizce olarak kitap haline geldi. Daha sonra 1994 yılında Ademler ve Havvalar Yeni Yüzyıl gazetesinde başladı, 1998 de gazetenin yayına son vermesiyle Radikal’e geçen eser aynı yıl kitap haline geldi. Madra’nın  "Piknik" ve  "Ademler ve Havvalar" adlı yayınları bir süre sonra çizgi film oldu.

Çizime olan ilginiz nasıl başladı?  Ailenizden sizi yönlendiren birileri oldu mu?

Ortaokul yıllarında eve sürekli olarak Akbaba dergisi alınırdı. Abim de Amerikan "Mad" dergisini getirirdi. Bu iki farklı dergi benim karikatüre  olan ilgimi daha  da arttırdı. Zaten elinden kalem düşmeyen bir çocuktum. Ailem, liseden sonra Fransa'da Güzel Sanatlar okuma isteğimi de hemen kabul etti. O yıllarda karikatür bir meslek olarak görülmediği için benim resme yeteneğim olduğu düşünülürdü. Dolayısıyla ressam olmak üzere Fransa'nın yolunu tuttum.

Her gün farklı hikayeler bulmakta  zorlanmıyor musunuz, nerelerden ilham alıyorsunuz? Nasıl besleniyorsunuz?

Yaşadığım, gördüğüm, tanıdığım, tanımadığım insanlardan, okuduklarımdan, izlediklerimden         herşeyden etkileniyorum  diyebilirim.

Nasıl bir yerde çalışmayı tercih edersiniz? Çalışma ortamınızın çalışmalarınıza bir etkisi oluyor mu? Nelerden besleniyorsunuz?

Evimde, masamda çalışmaya alışkınım. Ama bazen zorunlu olarak başka mekanlarda da çalıştığım oldu. Bulunduğum yerdeki  masayı da rahat çalışabileceğim bir hale sokup bir iki gün içinde adapte olabiliyorum. Yalnız mutlak bir sessizlik benim için çok önemli.

İlk deneyiminiz olan ve 10 yıl boyunca Milliyette yayınlanan “Piknik”  nasıl doğdu?

Piknik'i çizmeye  1981 yılında Milliyet gazetesinde başladım. Bir senenin sonunda Cumhuriyet gazetesine geçtim ve 9 sene orada devam ettim. O yıllarda bant karikatür (cartoon) bizde yeni yükselişe geçmişti. Cumhuriyet gazetesi  Türk bant çizerlerinin biraraya geldiği tek gazeteydi. Biz beş çizer birbirinden çok farklı bantlarla gazetede yerimizi aldık.

Radikal  gazetesinde halen devam eden “Ademler ve Havvalar” insanların doğal hallerini,  birbirleri arasındaki iletişimi sıcak bir biçimde yansıtıyor bize. Bu projeye başlama fikrini nasıl oluşturdunuz?

Piknik'i çizdiğim yıllarda bir yandan da Cosmopolitan dergisine "Kadınlar ve kadınlar" adı altında tam sayfa çizimler yapıyordum. Yeni Yüzyıl gazetesi kuruluş aşamasındayken, benden bu tarz çizimler istedi ve Ademler ve Havvalar başladı.

Karikatür çizmek gerçekten çok zor olmalı. Birşeyler yaratabilmek için altyapı zenginliği, dünya ile içiçe olmak, iyi gözlem yeteneği şart. Çizime ilgisi olan gençlere neler önerirsiniz, kendilerini bu konuda nasıl geliştirebilirler?

Düşünsel potansiyele dayalı bir sanat dalı olduğu için dış dünyaya açık olmayı gerektiriyor. Gözlem yaparak , toplumdaki değişimlerin getirdiği çelişkileri, tutarsızlıkları farkedebilmek önemli. Genç çizerler, Türk ve yabancı çizerlerin neler yaptıklarını takip ederek ufuklarını genişletmeliler ve kendilerine özgü bir tarzı yakalamaya çalışmalılar. Ve ellerinden kalem düşmemeli, bol bol çizmeliler.

2006’da DHL Express ve Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)  işbirliği ile  yurtdışı iletişim kampanyasına destek verdiniz. Bu kampanyanın amacı Avrupalıların gözündeki Türk imajını değiştirmekti ve DHL Express paketleri üzerinde dünyanın dört bir yanındaki yabancılara bu karikatürler ulaştı. Mizahla insanlara ulaşmak sizce başarılı oldu mu? Ülkemiz için önemli bir sorumluluk yüklendiniz, çalışırken neler hissettiniz?

Her yeni projede çok hevesli oluyorum. TÜSİAD böyle bir teklifle bana gelince aynı şekilde, başka hiçbir şey düşünemez hale gelip kaptırıp gittim. Benim için tabii ki çok  heyecan vericiydi. Türkiye'nin tanıtımı için karikatür kullanmak  zaten çok doğru bir karardı. Karikatür her zaman dikkat çeker, bakmadan geçemeyiz. Hedeflenene  ulaşıldı, sonuç gayet başarılı oldu.

Kadın çizerler çizimlerinde genelde  ilişkileri anlatıyor. Farklı konuları tercih etmiyor, özellikle siyasi karikatürleri erkek çizerler tercih ediyor. Bunun nedeni ne sizce?

Ben kendi payıma siyasi karikatüre uzak biriyim. İnsanlar ve ilişkiler her zaman ilgi odağım olmuştur. Dünyada da, bizde de kadın çizerler erkeklere oranla  çok az. Aslında, ne yazık ki bütün sanat dallarında bu böyle. Böyle olunca, doğal olarak siyasi karkatür çizen kadın karikatürist de maalesef yok.

 Ademler ve Havvalar” dışında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz, yeni projeleriniz var mı?

Newyork'da Eylül sonunda yapılacak olan Women and Power konferansları kapsamında açılacak olan karikatür sergisine katılacağım. Ayrıca yedinci kitabımın hazırlığı içindeyim.

Okurlarımız için bize bir gününüzü nasıl geçirdiğinizi anlatır mısınız, özel olarak neler yapmayı seversiniz?

Herkesinkinden farklı bir hayatım yok. Kitap okumak, seyahat etmek, arkadaşlarla, dostlarla biraraya gelmek, kızımla vakit geçirmek ve çizim yapmakla geçiyor günlerim.

Genel olarak sergileriniz yurtdışında, bunun özel bir nedeni var mı? Bunun nedeni yurtdışında sanata ilginin daha fazla olması olabilir mi?

Sergilere katılma ya da sergi açma teklifleri hep yurt dışından geldi. Ama önümüzdeki senelerde İstanbul'da  retrospektif  bir sergi açmak istiyorum. 28 senedir çiziyorum, vakit geldi diye düşünüyorum. 

İstanbul ile aranız nasıl ?  İstanbul’da özel olarak sevdiğiniz yerler?

Kandilli'de otuduğum için genellikle karşıya vapurla geçiyorum. Ve her seferinde boğaz, değişen renkleriyle  İstanbul'u ne kadar çok sevdiğimi düşündürtüyor bana. Boğaz dışında, İstanbul'u İstanbul yapan eski semtleri, tarihi yarımadayı daha çok seviyorum.

Teknolojiyle aranız nasıl? Çalışmalarınızda teknolojiden ne ölçüde faydalanıyorsunuz?

Çizimlerimi uzunca bir süredir bilgisayar yoluyla gönderiyorum. 

 Çok teşekkür ederiz...

 

Simternet