Bahri Genç: Resimde de matematik var yalnız farklı bir şekilde (Şubat 2010) 
 
 

Bahri Genç 1963 yılında Erzurum`da doğdu. 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Yüksek Resim Bölümünden mezun olan Bahri Genç 1987 yılından itibaren karma ve 1990 yılından itibaren de kişisel sergilerine başladı. 1997-2003 yılları arasında özel okullarda öğretmenlik yaptı. Bazı resimleri, İstanbul Basın Müzesi, İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Balıkesir Devrim Erbil Müzesi ve Türkiye'deki önemli kolleksiyonerlerde bulunmaktadır. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstri Tasarım Bölümü'nde (Temel Sanat), Öğretim  Görevlisi olarak çalışmaktadır.

Portre çizerken hayalden mi yoksa karşınızda bir model varken mi daha rahat çalışıyorsunuz?

Hayalden portre yapmak çok kolaydır. Bu benim amacım değil çünkü doğada ve insanda keşfedilecek o kadar duygular var ki. Aynı kişiden dahi resim yapsam her sefer yeniden bakmak isterim ona. Çünkü her seferde belki başka birşey yakalayabilirim. Her zaman yeni bir olgu bulabilirim.

Bazı resimleriniz büyük ebatlarda bazıları ise küçük. Bu şekilde çalışmanız zor olmuyor mu?

Aslında akademide bir hocamız Prof.Adnan Çöker şöyle derdi: Küçük heykel ayrı, büyük heykel apayrı. Ben de aynı düşünceyi savunuyorum. Küçük resim ayrı büyük resim ayrı. Küçük resimler denedim, 10x10 boyutlarda otoportreler yaptım ve   çok zor aslında. Ama zor olması benim için daha enteresan daha çok seviyorum zorluğu ki büyük resim de zordur. İkisinin de zorlukları var bence aynı derecede.

Portre çizerken modelden kötü elektrik alsanız devam eder misiniz?

Eğer kötü bir elektrik alırsam, çalışma bozulur,bitiremem ve yarım kalır.Ama mesela bir portre yaparken portresini yaptığım kişiye o anda bir telefon geldi ve morali bozuldu,morali bozulunca resme yansıdı.Ama bana şöyle bir faydası oldu onun moralinin bozulmasıyla farklı bir duygu oluştu,aynı kişiden birkaç resim daha yaptım.Aslında amacıma ulaşıp farklı birşey yapmıştım.
Duygu önemli işte bu ölçüde bir matematik gibi değil ama aslında resim de matematik var yalnız farklı bir şekilde.

Resim yaparken genelde hangi tarz boyaları tercih ediyorsunuz?

Başlangıçta daha çok yağlı boya kullanıyordum, resimdeki bütün teknikleri ve boyaları kullanıyorum(pastel,guaj,suluboya,akrilik). Genelde birçok sanatçı bir tanesine ağırlık verir, diğerleriyle hiç ilgilenmez. Ben aynı biçimleri  aynı yaptığım yüzleri farklı malzemelerle de denedim yani o malzemelere de hakimim. Yaklaşık 4-5 yıldır akrilik kullanıyorum çünkü çok hızlı kuruyor. Hızlı kuruması bana avantaj verdiği için resimlerim de hızlanıyor. Eskiden,yıllar öncesinden çok yavaş resim yapan biriydim, şimdilerde ise 1 saatte resim yapabiliyorum. O bir saatte yaptığım resim bile konuşuluyor. Eğer bir saatte yapılmış resim bile böyle konuşuluyorsa bu aceleye gelmemiş bir resimdir.

Atölyeniz Galata’da.Sakin,etkilerini kolaylıkla izleyebileceğiniz bir semt. Özellikle mi Galata’yı seçtiniz?

Belki biraz tesadüf de olabilir ama Galata’da durmak istemem o tesadüfü geçiyor. Daha böyle farklı bir atmosfer hissediyorum belki karşı tarafta olsam kendimi dinamik hissetmem gibi geliyor, bu tarafta öz bir enerji hissediyorum. Birde birçok sanatçının burda olması, Galata’nın çok eski ve güçlü bir kültür yeri olması bana güzel ve güçlü hisler veriyor. Bu yüzden Galatadayım.

Türkiye’de resim sanatına ilgi sizce nasıl?

Resim sanatına ilgi herkesin bildiği gibi yeterli değil çünkü bunun sebebi Türkiye’de birçok yayın organı, medya resim sanatına çok az yer veriyor. Oran bile değil bu az yer vermesi, çok çok az. Bu nedenden insanların sanata eğilimleri de engelleniyor tabi.

Bu etkileme bence okullardan başlamalı, okullarda resim-iş gibi en altlarda sıralanmış dersler yerine en tepede bir ‘sanat’dersi olmalı çünkü insanlar resmi basit bir olguymuş gibi düşünüyor. Liselilere eğitim verdiğim dönemde öğrenci velileri bile resmi küçümsüyorlardı, resimde yetenekli olduğunu önemsemiyorlardı ama Fen Bilgisi dersini bir yetenek olarak görüyorlardı. Oysa ki resim zekası farklı sıradan bir insan resim yapamaz, bilim adamı zekası olabilir o ayrı ama resim yapmak da zekilik ister,her resim yapan da zekidir denemez. Sanat yapabilmeli aslında resim adı altında ;herkes resim yapabilir ama sanat yapamaz,ortaya koyamaz.

Dünyada ve Türkiye’de beğendiğiniz ressamlar hangileridir?

Dünyada daha çok günümüzden önceki ressamlar ilgimi çekiyor, Brown Round’ı çok seviyorum. İfadeyi,duyguyu yansıtması bana heyecan veriyor tabi aynı atmosferde resimler yapmıyorum, daha ışıklı,daha açık tonlarda benimkiler...Günün birinde öyle resim yapar mıyım, bilmiyorum.. İtalyan bir ressam var Cildi Maldini, Alman Lois Kot gibi ressamlar da bana heyecan verir ve çok sevdiğim ustalardır. Bunların dışında da takip ettiklerim var tabi yabancı ve çağdaşım olan ressamları da seviyorum. Bana heyecan veren herkesin resmine ilgiyle bakarım, onu kıskanmam.

Resim sanatına ilgi azlığı olanakların kısıtlı olması mı yoksa ilgisizlik midir?

Resim sanatına ilgisizlik ta o milli eğitimde başlıyor.Hani o dedim ya resim-iş dersi  sanat olsa daha önem taşır.

Avrupa’da ne yapıyorlar çocukları müzelere götürüyorlar hadi bakalım her resimdeki kedileri bulun diyorlar ve bu şekilde sanat tarihindeki resimleri anlatıyor öğretmenleri.

Burada ne müze var ne de buna olanak var.Bu yüzden gönüllenemiyor çocuklar,herşeyin başı eğitim.Ben istiyorum ki bir doktor,bir hekim resimle ilgili olsun sadece satın almalarla kalınmasın.Ne kadar çok kişi anlarsa resmi sanatı o kadar iyi sonuç verir.

Sizce resim sonradan öğrenilebilir midir yoksa çalışırak,eğitim alınarak olur mu?

Eğer öğrenmeye yakın duygu varsa, birazcık o hamur gözüküyorsa ve çalışırsa bir yerlere kadar öğrenebilir, yeteneğinin ölçüsünde öğrenir. Yeteneği nereye kadarsa oraya kadar öğrenir, daha ötesini yapamaz veya şöyle diyelim: Az yetenek dahi çok çalışılırsa birşeyler yapabilir. Az yetenek çok çalışma insanı ressam yapar ama çok dürtüleri olup da sanat yapamayan çoğu kişi de vardır.Tam yetenek olmalı kişide.

 Hayatınızda resim olmasaydı hangi sanat dalını tercih ederdiniz?

Tarihe meraklıydım ben, tarihten arkeolojiye doğru gidebiliriz, içimde böyle birşey vardı. Tabii dünyaya tekrar gelsem  yine ressam olurdum.

İş ve özel hayat dengesini kurduğunuzu düşünüyor musunuz?

Gerektiği kadar resim sanatıyla uğraşmak maalesef Türkiye’de çok zor, ben bunu elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum, zamanlamam bir memur gibi değil. Bazen gelip öğlen çalışıyorum, bazen 1 hafta çalışıyorum. O dengeyi kendi içimde kuruyorum. Sonuçta birde şu gerçek var; resim sanatıyla Türkiye’de para kazanmak çok zor biraz eğitimcilik de yaparak, atölyede dersler vererek de devam ediyorum. Aslında sanatçının kendini resme vermesi daha iyi fakat Türkiye’de öyle bir ortam oluşmuyor.

Tatilllerinizi nasıl geçiriyorsunuz,en son geçirdiğiniz seyahati bizimle paylaşır mısınız?

Tatil olarak son yıllarda Bodrum ve güneydeki yerlere daima boyalarımı götürüyorum. Orada dahil resimler yapıyorum, orada bulunduğum yer resme farklı bir duygu katıyor. Örneğin  birkaç yıl önce Bodrum’a gittiğimde orda yaptığım resimler, İstanbul’a gelince yapacağım resimlere yeni ipuçları çıkardı. Akdeniz’e yakın olması yaptığım resimlerin rengini değiştirmişti. Bir sanat buluşması adı altında Romanya’ya gittim, bu da benim için iyi oldu.10-12 gün içinde 3-5 resim bitirdim ve o resimler Romanya’da bir hastanede sergilendi, benim için çok iyi bir deneyim oldu.

Siz hangi teknolojik ürünlerden ve hizmetlerden yararlanıyorsunuz?

Resim de teknik olarak şuan için boya,tual ve fırça üçlüsünü kullanıyorum ve bunu kullanmaktan yanayım.Yapmak istediklerim bunlarla  ifade edilebilecek şeyler.Belki gelecekte daha farklı malzemelerle heykel yapmayı düşünüyorum.Ama farklı ve çağdaş malzemelerle...

 Gelecekte sanat ne şekilde bir eğilime uğrayacak,teknolojinin buna etkisi olacak mı?

Günümüzdeki bazı sanatçılar tual bitti,resim bitti gibi bir takım varsayımlar söylüyorlar ama benim için insanın olduğu yerde ne insan resmi biter,ne insan biter ne de boya bitirilir.Mutlaka teknolojiden dolayı farklı disiplinlerde işler yapabilirler ama kimse kimseye şu bitti,bu bitti diyemez,herkes istediğini yapar.Sanatçı digital bir şey de ortaya koyabilir.Sanatçı o anda istiyorsa o anda yapmalı,insanlar hep müdahale ederler,’digital resim yapıyor,normal resim yapamıyor’diye.Ben yapmıyorum ama karşı da çıkmıyorum.İnsanın kendi içindeki özgürlüğü bu.Veya tam tersine tual resmi yapıyorsunuz insanlar yine ‘E herkes bu devirde fotoğraf koyuyor,sen niye böyle yapıyorsun?’ortası yok bu durumun,insanlar sürekli birbirlerini eziyorlar.Gerekiyorsa teknolojiden yaralanmalı.Aslında insan ne istiyorsa onu yapmalı,tual resmi de hiç bitmez,farklı resimlerde.

 Keşke icat edilseydi de hayatımız kolaylaşsaydı dediğiniz birşey var mı?

Hayatımız kolaylaşsaydı? Zamansızlık olsaydı.

Size göre son yüzyılın en önemli icadı nedir?

Bence yüzyılın en önemli icadı,şuanda da yararlanıyoruz elektrik çünkü elektrik olmasaydı  internete de giremezdik.

İnterneti sürekli takip ediyor musunuz?Hayatınızda çok büyük yer kaplıyor diye anlattınız teknolojiyi,bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Sürekli takip ediyorum ama kendi  alanımı büyük çoğunlukla,belki farklı disiplinlere de yoğunlaşmamız oluyor ama resim ilk sırayı alıyor.Yurtdışına dahil bile sırf müzeleri görmek için gidiyorum.

Eklemek istedikleriniz.

Aslında portreleri yaparken aklıma birşey takıldı,sanat tarihinde portreleri yaparken her sanatçının ayrı bir portresi olmuş,bazı sanatçı biçimi ön planda tutmuş,kimisi içteki duyguyu dışa vurmayı amaçlamış ama o da portre yapmış.Benim tabi o içsel duyguyu dışa vurmuşluğum var,çok enteresandır portre yapmaktan mı kaynaklanıyor bilmiyorum insanların yüzlerini de okumaya başladım.Belki bu yüzleri okuduğum için o portreleri yapıyorum yada bu resimleri yaptığım için o yüzleri okuyorum.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz...

Simternet